1 Nisan 2018 Pazar

Cehennem Araf Cennet Nasıl bir yer? Cennet Ne Demek?

Cehennem Araf Cennet Nasıl bir yer?


Yanlarında iri gözlü, bakışlarını eşlerinden başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır. 
Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler.
[Saffat 48-49]


İman edip salih amel işleyenler, Firdevs Cennetlerinde sonsuz kalır, oradan hiç ayrılmazlar. 
[Kehf 107-108]

Cennette devamlı akan pınarlar, yükseltilmiş tahtlar, önlerine konulmuş kadehler, dizilmiş yastıklar, serilmiş halılar vardır.
[Gaşiye 12-16]

Cennetin neresine bakarsanız bakın, bol nimet ve büyük saltanat görürsünüz. 
[İnsan 20]
 
Mümin olarak salih amel işleyeni, sıkıntısız güzel bir hayat içinde yaşatacağız. Bunları, yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandıracağız.

[Nahl 97]
 
İyi amellerinin mükâfatı olarak, insanları memnun edecek neler hazırlandığını hiç kimse bilemez.

[Secde 17]


 Zühruf Suresi ayetleri




69. Onlar âyetlerimize inanan ve müslüman olan (kullarım)idiler.
70. Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz!
71. Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz, orada ebedî kalacaksınız.
72 "İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur."
73." Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz" denilir.



Cennet, "cann" kökünden geliyor. "Bir bedevinin özlemlerine uygun düşen biçimde, "sık dal ve yapraklarıyla yeri gölgelendiren hurmalık ve bağ" anlamınadır. Cennet, altın ve gümüşten evler, odalar, çadırlarla, çok güzel kokulu, gölgeli ağaçlarla, isteyenlerin yanına kadar sarktığından koparılması kolay bol meyvelerle, zeminlerinden ırmaklar akan, pınarlar fışkıran bağ, bahçe ve bostanlarla doludur. Cennette yaşayanlar için hastalık, sakatlık, ihtiyarlık yoktur. Gönlünün çekeceği her türlü yemek ve etler, türlü koku ve lezzette şerbetler, pâk şarap boldur. "Hûr" (Huri) denilen cennet kızları vardır. Zafran, misk, amber ve kâfurdan yaratılmış olan bu cennet kızları, o kadar saydamdırlar ki, kemiklerinin iliği yetmiş kat ipekli altından görünür. Cennete giren mümini, bu kızlardan biri karşılar. Daha birçok kız onun hizmetine hazırdır. Mümin, yaptığı hayır işleri oranında, cennet kızlarından her biri ile istediği kadar yaşar; bununla birlikte kızlar daima bâkire kalırlar. Bütün bunlar Kuran' da ayrıntılarıyla anlatılır ve Allah ile müminler arasında cennet konusundaki bu anlaşma, bir cins ticari değişime (Kuran IX, 112) benzetilir."

Kaynak: (Doğan Avcıoğlu ,Türklerin Tarihi, 3. Kitap s:1087)

 Cennette'ki Huriler Eşler hakkında

Nebe Suresi - Diyanet Vakfı Meali

31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır.
32. Bahçeler,bağlar,
33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
34. Ve içki dolu kâseler .
35. Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.
36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.
 


Vakıa Suresi - Diyanet Vakfı meali 

12. Naîm cennetlerinde .
13. (Onların) çoğu önceki ümmetlerden,
14. Birazı da sonrakilerdendir.
15. Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler,
16. Onların üzerlerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
17. Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır;
18. Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
19. Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
20. (Onlara) beğendikleri meyveler,
21. Canlarının çektiği kuş etleri,
22. Saklı inciler gibi.
23. İri gözlü hûriler,
24. Yaptıklarına karşılık olarak (verilir).
25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
26. Söylenen, yalnızca ''selam, selam'' dır
27. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
28. Düzgün kiraz ağacı,
29. Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,
30. Uzamış gölgeler,
31. Çağlayarak akan sular,
32. Sayısız meyveler içindedirler;
33. Tükenmeyen ve yasaklanmayan.
34. Ve kabartılmış döşekler üstündedirler.
35. Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık.
36. Onları, bâkireler kıldık.
37. Eşlerine düşkün ve yaşıt.
38. Bütün bunlar sağdakiler içindir..
 


 Erzurumlu İbrahim Hakkı şöyle yazıyor:


“... Beş farz namazın her birinin vakti gelince, o arş horozu, kanatlarını birbirine çarpar. Bağırarak ve kanadının her püskülünden başka bir ses çıkararak seslenir. Bu ses, Cennetteki ağaçların dallarını bir rüzgâr gibi sallar ve o sese sevinen Cennetteki huri ve gılman, Hazreti Muhammet ümmetinin namaz vakti gelmiş ve şimdi hepsi namazla meşgul olacaklar diye birbirlerine müjde vermeye başlarlar. Cenab-ı Hak, Arş horozuna seslenir ki “ Ya kuş niçin böyle bağırırsın?” “ O melek de der ki: “Ey Allahım, mü’min kulların, ibadet için sana yöneldikçe ben de onları için senden rahmet ve mağfiret isterim. “ O zaman ona yine Allahın hitabı (konuşması gelir ki “ Ya kuş ben de dünyada beş vakit namaını kılan kullarıma rahmet edip, cehennem ateşinden korur ve Naim cennetleriyle onları sevindiririm. Bu hitapla o Arş horozu hoşlanır ve Allaha dua ve niyazlarının tekrarlar.

Birinci Bölümün İkinci Kısmı: Cennetlerin isimleri, vasıfları, sayıları, oradaki nehirleri, ağaçları, binaları ve çeşitli nimetleriyle huri ve gılmanlarını 4 maddede bildirir.

Madde-1

Cennetlerin isim ve vasıflarını, akan nehirlerini, meyveli ağaçlarını, yüksek köşklerini ve değerli giyimlerini bildirir:

Ey aziz, bil ki tefsir ve hadis ehlinin ittifakla bildirdiklerine göre, Cenab-ı Hak, kudretiyle Arş ve kürsi altında ve 7 kat göklerin üstünde Arşın nuruyla 8 Cennet yaratmıştır ki, biri diğerinden üstündür ve hepsinin alası Aden Cennetidir ki Cenab-ı Hak’kın görme konusudur.

  • Birinci Cennetin ismi Darül Celal’dir ki, beyaz incidendir.
  • İkincisinin adı Darüs-selamdır ki kırmızı yakuttandır.
  • Üçüncüsünü ismi, Cennet-ül me’vadır ki yeşil Zeberceddendir.
  • Dördüncüsünün adı, Cennet-ün -naim’dir ki beyaz gümüştendir.
  • Altıncısının adı Cennet-ül-firdevs’tir ki kırmızı altındandır.
  • Yedincisinin adı Cennet-ül karar’dır sarı misktendir.
  • Sekizincinin adı Aden Cennetidir ki en güzel Lü’lu’dendir.

Aden Cenneti, büyük bir şehrin ortasında ve yüksek bir dağ üzerinde bulunan bir iç kale gibi bütün cennetlerin içerisinde ve ortalarında bulunmakla yeri, hepsinden dana güzel ve daha şereflidir. Cennetlerdeki nehirlerin çoğunun kaynağı buradadır. Sıddıkların ve Kur’an hafızlarının yeri burasıdır. Aynı zamanda Cenab-ı Hak’kın tecelli ettiği (göründüğü) yerdir. Her cennetin bir kapısı vardır ki, eni ve uzunluğu yüz yıllık yoldur ve her kapının iki kanadı vardır. Tekparça sarı altındandır. Rengarenk çeşitli mücevherlerle süslenmiştir. Birinci Cennetin kapısı üzerinde, La ilahe-illallah-Muhammed -ün resulullah yazılıdır. Diğer kapıların üzerinde (E ne la a’zap men kale La ilahe illallah:  

Ben, La ilahe illallah diyene azap vermem) yazılıdır. Bütün cennetlerin toprağı misk, taşları mücevherdir. Bitkileri çeşitli renkte kırmızı Za’ferran çiçekleridir. Binalarının bir taşı altın, bir taşı gümüş, toprağı amberdir. Köşkleri, en güzel lü’lü’dendir ve sarı yakuttandır ve hepsinin kapıları mücevherdir. Her köşkün önünde dört nehir akar ki biri hayat suyu, biri halis yoğurt, biri temiz şarap, biri süzülmüş baldır. Nehirlerin çevresi, meyveli ağaçlarla dolu ve süslüdür. Bu ağaçların dalları kurumaz, yaprakları dökülüp çürümez, meyveleri hiçbir zaman tükenmez. 
Birbirinden güzel ve üstün olan sekiz cennette akan daha nice (s:17) nehirler vardır. Biri Rahman nehridir ki bütün cennetlerden geçer, suyu bütün nehirlerden saf ve baldan tatlıdır. Rengi kardan beyazdır, kumu inciden üstündür. Cennet nehirlerinden biri de kevser nehridir. Cenab-ı Hak, onu sevgilisi Hz. Peygamber (S.A.) Efendimize vermiştir. Bu nehrin eni 900 mildir ve kaynağı, Arşın altında olup oradan Sidre’ye gelir. 
Oradan da Firdevs Cenneti’ne dökülür. Yaydan atılmış ok gibi süretle Firdevs-i ala ile diğer Cennetlerden akar durur. Bunun rengi yoğurttan beyazdır, tadı şekerden lezzetli, kokusu amberden hoştur ve ondan içen hastalık görmez ve lezzetini kaatiyyen unutmaz ve evvelki Cennetin kapısı yanında ve kevser nehrinin kenarında renkli cevherlerden kaseler vardır ki sayıları yıldızlardan çoktur. Sonra haşır olmadan, Sırat Köprüsünü geçmeden ve Hz. Peygamber (S.A.) Cennete giirmeden evvel, ümmetiyle bu nehirden su içeceklerdir. Kevser nehrinin bütün çevresi en güzel Lü’lü ve kırmızı yakuttan saf saf yüksek ağaçlar vardır ki, dallarının çoğu çeşitli güzel sesler çıkarır ve dalların üstünde başka türlerden kuşlar vardır ki çeşityli lügatlarla Allahı tebih ederler (Subha-nal lah) derler.

Cennet nehirlerinin bir kafur, biri nesim, biri selsebil, biri rahik-ı- mahtumdur. Bu saydığımız nehirlerden başka yüksek Cennetler içinde akan nice bin nehir vardır ki, çevrelerinde nice 100 bin ağaç ve güzel meyveler vardır ve Cennet ehli için Sünrüs ve istibrak gibi nice bin renkte değerli elbiseler vardır ve nice bin çeşit lezzetli yemekler ve tatlı icçkiler vardır ki sayısını ancak Allah bilir. Cennetlerin eni, yani sekiz surundan, her iki surun arasındaki mesafe, gökle yerin eni kadar, uzunluğu ise sonsuzdur. Bütün cennetlerin derecelerinin toplamı 6666 derecedir. Kur’an-ı Kerim’in bütün ayetleri kadar. Her iki derecenin arası 500 yıllık mesafedir. Çünkü Cennet ehli, ezberledikleri Kur’an ayetleri kadar derecelere nail olurlar. Bu sebepten Kur’an hafızları Cennet derecelerinin yükseğini bulmuş ve yerleri Aden cennetinin ortası olmuştur.

Madde-2

Cennet nimetlerinin çeşitlerini ve orada bulunan Huri ve Gılman ve Cennet ehlinin, Allah’ı nasıl göreceklerini bildirir.

Ey aziz, bil ki tefsir ve hadis ehlinin ittifakla bildirdiklerine göre cennet ehlinin iştihalandığı, özlediği nimetler derhal önlerine gelir. Yüksek ağaçların sarkan meyveleri, bir işaretle ellerine erişir ve her anda çeşitli meyvelerin lezzetini alırlar. İstedimkleri her yemek ve içkiyi derhal önlerinde hazır bulurlar. Didinme, kazanma ve pişirmeye ihtiyaç yoktur. Çünkü cennette zahmet ve ateş olmaz. Cennet ağaçlarının çoğu Tuba ağacıdır ki kökü Sidre”oe, dal ve yaprakları bütün Cennet köşklerinin içine yayılmıştır. 

Tıpkı çok yüüksekte olan Güneş ziyasının dünya evlerine girişi gibi. cennet halkı, bu ağacın çeşitli meyvelerinden her an lezzet almaktadır. Mü’minler için rengarenk süslenmiş ve döşenmiş (s: 18) köşkler ve bu köşklerdeki tahtlar üzerinde saçları amber kokan, hilal kaşlı, kara gözlü, güneş yüzlü, tatlı sözlü, nazlı, işveli, inci dişli, mercan dudaklı, gül yanaklı, selvi boylu, güzel huylu, gülden taze ve körpe, pakize huri kızları vardır ki, VCenneteki erkeklerin karılarıdır. Bu hurilerin herbiri 70 kat değerli, çeşitli renklerde gayet ince ve hafif elbiseler giyer, başlarında renkli nurlarla nurlanmış taçlar vardır. Çeşitli mücevherlerle süslenmiş, tahtlar üzerinde yaslanmış, mü’min erkekleri beklerler. Karşılarında, hizmetleri için nice bin gılman-oğlan saf saf ayakta dururlar.

Cennete giren müminler ebediyyen orada kalırlar. Hiçbir zaman çıkmazlar ve selam vererek tatlı konuşur, dedikodu ile kimseyi usandırmazlar. cennet ehli için ihtiyarlık ve ölüm yoktur, elbiseleri eskimez. Gönülleri zengin, gözleri toktur. İstediklerini yer, içer, lakin tuvalete gitmezler. Yiyip içtikleri, güzel kokulu bir ter olup gül suyu gibi bedenlerinden yayılır.

Cennetteki huri ve kadınlar, hayızdan, nifastan ve kötü huylardan tertemiz olmuşlardır. Cennet halkı, her zaman emniyet ve huzur içinde, tedbirlerden, kazanma külfetinden uzak keder ve üzüntülerden arınmış illet ve hastalıklardan selamettedir. Sıhhat ve afiyetleri ebedi, sevinç ve mutlulukları sonsuzdur. Görevli melekler, haftada bir defa, mücevher eğerlerle süslenmiş Burakları (binekleri) müminlere getirir, Allahın selam ve çağrısını bildirir ve müjde verirler. Onlar da binip Aden cennetine yükselip giderler ve Cenab-ı Hakkın misafirhanesine varıp, ikram ve izzetlerini görüp, çeşitli nimetlerini yiyip, sözlerini işitip, Cemalini görürler ve o sözlerle görüşten o karar zevk duyarlar ki, Cennetteki nimetleri unutur ve Allah’ın izniyle yine eski yerlerine dönerler. Bütün cennetlerin hakimi ve hazinelerinin bekçisi sevimli ve büyük bir melek vardır ki şekli insana benzer, adı Rıdvandır. Cennetlerde gece gündüz olmaz. Bütün cennetler, bir an bile ışıksız kalmaz. Çünkü cennetlerin tavanı, Cenab-ı Hak’kın arşıdır. Arşın nurları, her an orada parlar.

Madde-3

Cennet Nimetlerinin özetini ve o devlete nail olanı bildirir:

Ey aziz bil ki Cenab-ı Hak, kutsi hadisinde buyurmuştur ki: Ey ademoğlu! Dünyaya nasıl değer verir ve bağlanırsın ki dünya fani ve nimetleri geçicidir ve hayatı muvakkattır. Muhakkak ki benim yanımda, bana itaatli olan kularım için 8 Cennet hazırlamışımdır. 8 Kapısı olan bu cennetlereni her birinde Zağferandan 70 bin bahçe vardır ve her bahçede inci ve mercandan yapılı 70 bin şehir ve her şehirde, kırmızı yakuttan yapılmış 70 bin köşk ve her köşkte zebercedden yapılmış 70 bin ev ve her evde sarı altından 70 bin oda ve her odada sarı yakuttan 70 bin taht ve her tahtın üzerinde ipekten işlenmiş 70 bin yatak ve her yatak üzerinde bir huri kızı ve her hurinin önünde sarı altından bir tepsi ve her tepside renkli mücevherlerden 70 bin tabak ve her tabakta başka bir çeşit yemek vardır.

Her köşkün altında 4 nehir akar ki, biri su, biri süt, biri temiz şarap, biri de süzülmüş baldır. Her nehirin kenarında 70 bin ağaç vardır. Her ağacın 70 bin çeşit meyvesi ve 70 bin renkte yaprakları ve her ağaç üzerinde renkli kuşlardan 70 bin kuş vardır ve her kuş 70 bin çeşit sesle Allah’ı tesbih eder.

Cenab-ı Hak buyuruyor ki:" bana itaat etmiş olan kullarıma, bunlardan başka her saat başında gölerin görmediği, kulakların işitmediği, gönüllerin duymadığı 70 bin hediye bağışlarım. Cennet halkının elbiseleri 70 kat hülledir, o kadar incedir ki birbirini kapamaz, latındakinin rengi üstündekine vurup birbirinini güzelliğini artırır. Bunlar, Cennetten çıkmaz, ihtiyarlama, ölmez, üzülmez, ağlamaz, namaz kılmaz, oruç tutmaz, hastalanmaz, kadınlar hayız ve nifas görmez, tuvalete gitmezler. Yalnız gülsuyu gibi ter dökerler. O halde benim rızamı ve Cennetimi isteyen dünyarda kanaatkar ve gözü tok olsun. Dünyanın fani ve geçici olan izzet ve lezzetlerine bağlamasın ve yalnız sevgilim Hz. Muhammed (S.A)'a bağlanıp onu içten sevsin ve onun çizdiği yoldan gitsin.

Madde-4


Livayı Muhammedi ve beyt-ı mamuru bildirir.

Ey aziz bil ki tefsir ve hadis ehlinin ittifakla bildirdiklerine göre: Cenab-ı Hakkın sevgilisi Hz. Peygamber (S.A) Efendimize verdiği Liva-ül- hamd isimli sancağ-ı şeriftir ki, mahşer gününde Hz. Muhammed’in ümmeti bunun altında toplanacak ve peygamberimiz makamına geçip ümmetine şefaatte bulunacaktır.Halen o sancak (Liva-ül-hamd) Cennette, sonsuz bir sahrada, Hamd dağı üzerinde dikilmiş çok büyük bir sancaktır ki, uzunluğu bin yıllık mesafedir.kabzası beyaz gümüşten ve yeşil zeberceddendir,ucu kırmızı yakuttandır. ounu üç köşesi vardır. İki köşenin arası 500 yıllık mesafededir. sancağın üzerinde üç satır yazı yazılmış her satırın uzunluğu 500 yıllık mesafededir. Birnici satır, Bismil-lahir-rahmanir-rahim,ikinci satırı La İlaha-illallah üçüncü satır Elhamd-ü-lillah-ı-rabbil-alemin’dir. Bu büyük sancağın altında 70 bin sancak daha vardır ve her sancağın altında 70 bin saf,melaike vardır ve her safta 70b bin melaike durup,Cenab-ı Hak’kı için tesbih ederler. 

Bir de Beyt-el-mamur vardır. Rahme-tül firdevste kırmızı yakuttan yüksek bir kubbedir. Cenab-ı Hak, Hz. Adem (A.S)'i,Cenneten yeryüzüne inirdiğinde tvbesini kabul etmiş ve ona ikram olarak Beyt-el mamuru cennetten yeryüzüne indirmiş ve bugünkü kabe’nin yerine koymuştur,ta ki Hz. Adem için cennetin bir yadigarı olup tavaf ve ziyaret etsin. Onun, doğuya ve batıya açılan iki kapısı vardı. Beyt-el-mamurun içinde nurdan iki kandil vardı ki bunların (s: 20) aydınlatabildikleri yerin tamamı bugün Kabe olmuştur. Cenab-ı hak’kın emriyle 7 kat göklerde oturan melekler,nöbetle inip Hz. Adem (A.S) ile birlimkte Beyt-el-mamuru ziyret ve tavaf ederlerdi. Beyt-el-mamura hergün 70 bin melek girip orada namaz kılarlar. bunlar bir mınıf melektir ki bunlar a cin de derler. Çünkü İblis onlardandır. Bunlar o kadar çoktur ki Beyt-elmamure bir kere girene kıyamete kadar bir daha sıra gelmez.

Birinci Bölümün Üçüncü Kısmı

Cennet altında bulunan melaike perdelerini,Allahın deniz ve hazinelerini, 7 kat semanını keyfiyetini ve her gökte oturanmelekleri, Güneş, Ay ve yıldızların harektelrini iki maddede bildirir:

Madde-1

Yüksek cennetlerin altında olan meleklerin çeşitli perdeleri ile Allah’ın deniz ve hazinelerini, , keyfiyetlerini,7 kat semayı ve her birinde oturan melekleri ve onların şekilleriyle tesbihlerini bildirir:

Ey aziz, bil ki, tefsir ve hadis ehlinin ittifaklabildirdiklerine göre: Cenab-ı Hak, yüksek Cennetlerin altında,Güneş ışığından 70 bin perde yaratmıştır. bunların da altında Ay ışığından 70 bin perde yaratmıştır ve bunların altnda karanlıktan 70 bin perde yaratmıştır. bu peredelerde çeşitli melekler vardı ve onların altında kızgın-ateşli deniz var. ounun altında Rak-kı-menşur denilen deniz, onun altında da Rak-kı-Maksum denilen bir deniz,onun altında da Kumkam denizi, onun altında da hayvan denizi vardır. Bu denzcilerin adlardı, Allah’ın hazinelerinden kinayedir.

Bu denizleri altında 7 kat gök vardır ki parlak nurdan bir deyişe göre kırmızı yakuttandır ve adı Aribandır. Burası meleklerle doludur. Hepsi de erkek suretindedir.Tesbihleri (Süphanal-lah ve bi-hamdi- hi, adede halkı-hi vezne-ti arşı-hi ve midadi kelmati-hi) dir. Bunar, Allahtan başkasını bilmezler, birirlerine dahi bakmazlar. Allalhı’nı kokusundan ayakta alanlar kıyamet kadar ağlarlar. Bunlara yakın melekler, Ruhiyyin derler. Bunlaın reislerinin adı(s:21) Rukyail,7. semanın bekçisidir. Onun altındaki gök,en güzelLü’lü’dendiradı Ruka’dır. Melekleri oğlanlar suretindendir Yüzleri gülden tazedir ve hepsi de Allah’ın korkusundan rukü’a gitmişlerdir.Tesbihleri ‘Süphane rebbi’külleşey’dir. 

Reislerinin adı Kemhail’dir.Altıncı semanın bekçisidir.Bunun altında beşinci gök vardı, kırmızı altındandır,adı Dinka’dır. Melekleri huriler suretindedir. Hepsi de Allah’ın korkusundan oturmuştur,tesbihleri: (Süphanel halik-ün-nur ve bihamdi-hi) dir.Reislerin adı Semhail’dir ve beşinci semanın bekçisidir. Onun altında beyaz gümüşten yapılı dönrdüncü gök vardır. İsmi Erkulun’dur. Melekleri süvari şeklindedir. 
Tesbihleri (Süphanel-melik-il kuddus rabbuna ve rahbül melaike-ti verruh)'tur.Reislerinin adı Kakail’dir,dördüncü semanın bekçisidir. Onun altında sarı yakuttan yapılmış üçünçü gök vardır.Adı Maun’dur. Melekleri kartal suretindedir,tesbihleri: (Süpphanel-melik-ül hayyillezi la yemut)dur. Reislerinin adı Safdail’dir. Üçüncü semanın bekçibsidir Onun altında kırmızı yakuttan yapılmış ikinci gök vardır. Adı: Kadyum’dur. Melekleri,deve suretindedirTesbihleri: (Süphanne zil-izzeti vel ceberrut)'tur. Reislerinin adı,Mikail’dir. İkinci semanın bekçisidir. Onun altında da yeşil szebercedden yapılmış birinci gök vardır.Adı: Berkia’dır.Melekleri inek suretindedir,tesbihleri:( Süphane zil-mülk-ı- vel-melekut)tur. Reislerinin ismi İsmail’dir Dünya semasının bekçisidir.

Bu melek, çok büyük ve çok güzeldir ki vekili Mikail’dir. Yağmurları her yere ayırıp gönderen bu melektir. Yağmur damlaları, onun hesabına göre dünyaya iner. Bulutlar,onun sürdüğü yere gider Bu 7 kat semanın kırmızı altından sayısız kapıları vardır ki kapalıdır.Anahtarları, Allah-u ekber, ism-i-celilidir. Her semanın kapıları,reislerinin izniyle bekçileri tarafından açılırlar.

Bu 7 semanın her birinin kalınlığı beş yüz yıllık mesafededir.İki semanın arasındaki mesafe de beşyüz yıldır. Bu 7 kat semanın büyüklük ve mesafelerini belirtmekten maksat,rakamlarını göstermek değil,Cenab-ı Hakkın kudret ve azametine iştirak etmek içindir. Çünkü onun kudreti,sınırsız ve sonsuzdur. Doğru deyişlere göre bu 7 kat gök,şekil ve biçim bakımından 7 çadıra benzer ve Arzın etrafında bulunana 8 Kaf Dağı’ndan 7'sinin üzerine konmuşlardır. 8'inci Kaf Dağı da Dünya semasının içinde Dünyamızı çevrelemiştir ve bu göklerin çevresi,bu dağlarla son bulmuştur.

Madde-2

7 Kat semanın altında Dünya semasına bitişik olan denizle bunun içinde bulunan Güneş,Ay ve yıldızların doğuş ve batışını ve bunların bazı hallerini bildirir.

Ey aziz, bil ki bazı tefsir ve hadis ehline göre Cenab-ı Hak, dünya semasının altında ve ona bitişik bir su denizi yaratmıştır ki o deniz, semanın (s: 22) içini bütün çevresiyle kaplamış olup kabarmış olan dalgalarıyla birlikte,Cenab-ı Hakk’kın emir ve kudretiyle havada durlmakta ve onun bir damlası bile havaya düşmememktedir. Güneş, Ay ve yıldızları kendi arşının nurundan yaratmış ve adı geçen denizin içinde balık gibi yüzmektedirler.

Evvela bütün kürelerin en büyüğü ve parlağı olan Güneş’i, sonra Ay’ı yaratmıştır. Daha sonra Cenab-ı Hakk’ın emriyle Cebrail (A.S) ‘ın kanadıyla Ay’ın yüzü silinerek ışığı yok edilmiştir. ta ki aydınlığı sönüp gece ile gündüz seçilsin ve onunla sene ile ayların hesabı bilinsin.Ay yüzünde çizgiler gibi görünen siyahlıklar,sönmüş olan ışığın izleridir.

Cenab-ı Hak, adı geçen deniz içinde Güneş için 360 ilikli elmas cevherinden bir araba yaratmış ve Güneş’i onun üzerine yerleştirip her iliğini tutmak için de bir melek tayin etmiştir. Ta ki Güneş’i arabasıyla o denizde doğudan batıya çekip götürsünler.

Cenab-ı Hak, Ay için de 300 ilikli,sarı yakuttan bir araba yaratmış ve Ayı onun üzerine koymuştur. Her iliğini tutmak için de bir melek tayin etmiştir ki Ay’ı,arabasıyla o deniz icçinde doğudan batıya alıp götürsünler diye. Ayrıca yine Ay için Lahür cevherinden 60 ilikli bir kılıf yaratmıştır ki ona da 60 melek tayin etmiştir. Sonra Ayın arabasını çeken melekler,onu güneşten gün be gün uzaklaştırdıkça,kılıfına tayin olunan melekler de Aydan,azan azar kılıfını uzaklaştırırlar. Ta ki Ay güneşe karşı tam geldiği zaman kılıfı da tamamen çıkmış olur ki,o zaman Ay tam Bedir halinde görünür. 

Sonra melekler Güneşi,Aya yavaş yavaş yaklaştırdıkça öbür taraftan da kılıfını aynı düzende yaklaştırırlar.Ay, güneşe yaklaşınca kılıfını da ona tamamen giydirirler. Bu durum kıyamete kadar böylece devam edecektir. Bunun için Ay, bazen hilal,bazen yarım ay,bazen de Bedir halinde görünür. Diğer küre ve yıldızların en büyüklerine onar, en küçüklerine birer melek tayin etmiştir . Ta ki, Cenab-ı Hak’kın emir ve takdirine göre o denizde onları yürütüp, belli zamanlarda doğuş ve batışlarını sağlıyorlard ve Kaf Dağının arkasında, adı geçen denizde Kevkeplerle yıldızların here birini yine kendi doğuş yerlerine götürürler.

Yıldızlardan çıkan ateş parçaları ilahi emirleri dinlemek isteyen şeytanları döver ve yakarlar. Cenab-ı Hak’ın kudretiyle Güneş ve Ay için ve bütün yıldızlardan yalnız beş tanesi için Arzın iki tarafında çok sayıda doğuş ve batışlar yaratmıştır. Onun için bunlara 7 gezegen derler ki her fün her biri başka bir yerrden doğar ve başka bir yere batar.

Cenab-ı Hak, Güneş için doğu tarafından, siyah topraktan kaynayan 180 pınarı, doğurmakta ve yine batı tarafından siyah balçıktan çıkan 180 gözü (pınarı) batırmaktadır ki, bunlar şiddetli ateş üzerinde fıkır fıkır kaynayan kazanlar gibi kaynamaktadır. sonra Güneş, Allah’ın takdir ve bilgisiyle altı ay kadar hergün yeni bir yerden doğmakta ve başka bir yerde batmaktadır ve 6 ay(s: 23) bitince yine doğuş ve batış yerlerine tekrar dönüp gider ve sene tamamlanınca yine eski yerlerine dönmekte ve böylece kuzeyden güneye,güneyden kuzeye doğru daimi hareket halindedir.Bu sebepten kış mevsiminde Güneşin doğuş ve batış, güney yönünden olmakta, yaz aylarında ise kuzey önünde doğup batmaktadır ve bu hal, kıyamete kadar bu minval üzere gider. Eğer bu aydın güneş, adı geçen denizde batık olmayıp havaya yükselseydi O, bize çok yakın olacak ve yerdeki bütün yaratıkları yakıp kavuracaktı. Ve eğer Ayın güzel ve ışıklı yüzü o deniz vasıtasıyla örtülmeyip olduğu gibi görünseydi dünya halkı Ay’ın güzelliğine hayran kalacak ve kendilerine ilah kabul edeceklerdi diye ayrıca söyleyenler vardır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder